21 Ocak 2016 Perşembe

BAYLO BISTRO&BAR

Baylo Bistro&Bar is a cozy place in Taksim. You can find here a great atmosphere, good music, drinks and delicious food.



*Dostlarla yenilen lezzetli bir yemek ve sonra keyifli bir sohbet eşliğinde dinlenilen hoş bir müzik ve buna eşlik eden rengarenk kokteyller. Kulağa Avrupa'daki bir mekan gibi gelse de bu ambiyansı Pera'daki Baylo Bistro&Bar'da bulabilirsiniz. Benim hep önünden geçip fark edemediğim bu keyifli mekan için kendime çok söylendim, çünkü uzun zamandır bu kadar güzel müzikler dinlememiştim ve kendimi de bu ufak mekanda çok rahat hissettim. Bar denildi mi yemekler konusunda beklentimizi genelde düşük tutarız ama burada çıtayı yükseltebilirsiniz. Ne denediysek çok keyifliydi ve bazı lezzetler bizi oldukça şaşırttı. Ben hemen iki favorim ile başlayayım: baharatlı marmelat eşliğinde sunulan panelenmiş keçi peynirlerini ve ızgara minekop balığını mutlaka denemelisiniz. Biliyorsunuz yarı vejeteryan olduğum için kırmızı et yemiyorum ama patates salatalı hurmalı kuzu tajin, fırınlanmış kuzu gerdan madalyonlu pancarlı risotto, isot ve kurutulmuş domatesli satır bonfile tartar et sever arkadaşlar tarafından denendi ve onaylandı. Ben de her zaman olduğu gibi yine sağlıklı bir yemek buldum ve afiyetle karabuğdaylı, narlı tabulemi yedim. Kuru kayısı ve biberiye soslu ördek konfityi de denemeyi ihmal etmedim ;) İçli köfte sevenler varsa başarılı bir şekilde sunulan içili köfteyi de bir kenara not alsınlar. Gecenin finalini yine çok tatlı yaptık ve ışık hızlıyla çikolatalı sufle ve mandalinalı panna cottayı hüplettik. Baylo Bistro'yu henüz denemeyenlerdenseniz o keyifli ambiyansı görünce bence müdavimi olacaksınız. Kim keyifle sohbet edip müzik dinleyebileceği bir ortamda aynı zamanda lezzetli yemekler denemek istemez ki.....:)










15 Aralık 2015 Salı

ETKİNLİK ŞEHRİ

Sorry this post is only for Turkish readers...



*Bir parti düzenlediniz, çok emek harcadınız, tüm detayları düşündünüz, tanıdığınız herkese söylediniz ve heyecanla insanların gelmesini bekliyorsunuz. Bence işinizi şansa bırakmayın ve mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmak için "Etkinlik Şehri"ni kullanın. Hemen anlatayım: Etkinlik Şehri kendi etkinliklerinizi duyurabileceğiniz bir sayfa. Bu uzman olduğunuz bir konu hakkında ders vermek de olabilir, bir konferans düzenlemek ya da bir semineri duyurmak da. Hem bireysel olarak bu sayfadan yararlanabileceğiniz gibi hem de kurumsal amaçla da Etkinlik Şehri'ni kullanabilirsiniz. İşin güzel yanı eğer etkinliğiniz ücretsiz ise tüm bunları para ödemeden yapabiliyorsunuz. Ücretli bilet satışlarında ise sadece hizmet bedeli ve sanalpos komisyonu (ikisinin toplamı da %7 komisyon + kdv oluyor) ödenmekte. Etkinlik Şehri aynı zamanda bir sosyal platform gibi de işliyor. Kendi arkadaşlarınızı ya da ilgilendiğiniz organizatörleri takip edip onların hangi etkinliklere gittiğini, ne sevdiğini ve neleri takip ettiğini görebiliyorsunuz. Kullanım alışkanlıklarınız analiz edilip size de en uygun etkinlikler öneriliyor. Ben Etkinlik Şehri'nin kısa zamanda geniş kitlelere ulaşıp tüm etkinlik severleri bir araya getireceğini düşünüyorum. Bence bir göz atın, seveceksiniz ;)


26 Kasım 2015 Perşembe

SAİT HALİM PAŞA YALISINDA BRUNCH

A special mansion, a special brunch :) Named after a former Ottoman Grand Vizier, Sait Halim Pasha Mansion was built in the final quarter of the 19th century in Istanbul. In 1914, the German-Ottoman alliance treaty was signed in Sait Halim Pasha and later it was used as casino. The mansion underwent a fire in 1995 while in use as “Official Guest House of the Prime Ministry”. The restoration of the burned mansion was completed in 2002, and the building was restored according to its original architectural style of the 1860’s. Now is this building one of  Istanbul’s most popular venues for social gatherings from weddings to business meetings to special events and amazing sunday brunches...
P.S. For my style photos you can check "BerryDewBlog"



*Bazı kahvaltılar vardır göze hitap ederler, bazıları ise mideye. İşte bugün her ikisine de hitap eden çok özel bir brunchı anlatacağım. Sait Halim Paşa yalısını bilmeyen yoktur, bazılarımız bu seneki 101 Lezzet Festivalinden aşina, bazılarımız burada bir düğüne ya da davete gelmiştir, bazılarımız da boğaz turu yaparken bu güzel binayı uzaktan uzaktan izlemiştir. Hiç gelmediyseniz de üzülmeyin belki bu yazı güzel bir bruncha vesile olur ;) Önce göze hitap eden kısmını anlatayım, boğazın en güzel yalılarından biridir Sait Halim Paşa. Yazın boğaz kenarında püfür püfür oturabilir, kışın da yalının muhteşem ambiyası içinde camdan bakarak manzaraya dalabilirsiniz. Sait Halim Paşa yalısına adım attığınız anda bir prenses edasıyla hareket etmeye başlıyorsunuz. Eeeee bir prensese de muhteşem bir kahvaltı yaraşır. Ben açıkcası itiraf ediyorum kahvaltıyı gördüğüm zaman önce gözüm doymadı. Artık o kadar çok çok olan brunchlara alışmışız ki, hep dolanıp durur ne alacağıma karar veremem ve sonuç olarak yiyemeyeceğim kadar çok yemeği tabaklarla taşıyıp dururum. Sait Halim Paşa brunchı az ama öz. Her denediğimiz yiyecek yüzümüzün daha da kocaman gülümsemesini sağladı. Önce size zencefilli mercimek çorbası ikram ediliyor, ki bizler buna bayıldık, sonra da açık büfeden aldığınız tabakla boğaza karşı keyif yapmaya başlıyorsunuz. Benim kahvaltıdaki favorilerimden biri mantarlı kişdi. Peynir büfesi, pancakeler, omlet, sahanda yumurta, kruvasanlar, simit, bal-kayma, mini cheesecake ve tatlılar.... anlayacağınız brunchda ihtiyacınız olan tüm lezzetler var. Krallara layık olan bu brunch her pazar 10:00-13:00 saatleri arasında. Daha fazla detay için Sait Halim Paşa'nın sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Not: Yalıdaki stil fotoğraflarım için tık tık 


12 Kasım 2015 Perşembe

ST.REGIS SPAGO'DA BRUNCH

Wolfgang Puck’s Spago restaurant combines stunning views of Maçka Park and the Bosphorus with a warm, contemporary design and original artwork. I tried few weeks ago Spago's amazing brunch.You can also drink Bloody Mary during Spago's brunch, St.Regis signature cocktail. First created in 1934 at the original St. Regis Hotel in New York, the Bloody Mary is an indelible part of the St. Regis experience. Today each St. Regis hotel presents its own interpretation of the original recipe.


Biz yıllardır yılbaşı kutlamalarını evde ailecek yaparız. Tüm bayanlar mutfağa girer ve marifetlerini tek tek sergilerler. Yılbaşı gecesi yemeklerin en kralı sofraların en şaşalısı hazırlanır. Ben ama her seferinde heyecanla beklediğim sofraya oturduğumda bir iki çataldan sonra doyarım. O nedenle benim asıl yemeğim yılbaşı ertesi başlar. Bir gün öncesinden kalan tüm yemekleri sabahları kahvaltıda yemek en ama en büyük zevkim. Şimdi başlıkta St.Regis brunch yazıyor yılbaşı yemeğini niye anlatıyorsun diyebilirsiniz ama nedeni çok açık. Ben St.Regis brunchında yılbaşı neşemi buldum. Kahvaltıda pek alışık olmadığımız lezzetleri burada afiyetle yiyebiliyorsunuz. Yani bir nevi yılbaşı gibi.

2 Kasım 2015 Pazartesi

OLIVIER MAGNE GASTRONOMETRO'DA

The famous French Pastry Chef Olivier Magne visited GastronoMetro(a Gastronomy platform) Olivier Magne showed us some tricks about French breads and we learned how to bake beautiful breads. Here are the photos of his amazing breads and guess which ones were made by me :)))


Metro marketlerini hepimiz biliyoruz, peki Metro'nun Türk gastronomisinin geleceğine yön vermek ve yeni nesillere bilgiler aktarmak için GastronoMetro'yu kurduğunu biliyor muydunuz? Ben açıkcası yeni öğrendim ve kendilerini çok takdir ettim. Gastronomi dünyasının ve sektör profesyonellerinin buluşma platformu olarak tasarlanan GastronoMetro'nun geçtiğimiz günlerde çok özel bir konuğu vardı, Fransa'nın ünlü pasta ve ekmek şefi Olivier Magne. On parmağında on marifet olan bir Berry'yim ya ben, dondurmadan sonra ekmek yapmayı da öğrendim. Olivier Magne'nin önderliğinde önce işin azıcık teorisini öğrendik sonra da tabii ki pratiğini de yaptık. Olivier Magne'nin yarattığı ekmekler hem çok lezzetli hem de hepsi birer sanat eseri gibi. Bildiğimiz klasik ekmek görüntülerinden çok ama çok farklı bir sunumla hepsini hazırladık. Sonuç: Hocamızın ekmekleri yıkılıyor, bizimkiler de azıcık yandan çarpılmış gibi oldu ama olsun tatları o kadar güzeldi ki tüm aile afiyetle yedik hemencecik bitirdik.
Not: Sizler de yeme içmeye meraklıysanız GastronoMetro'nun sayfasını mutlaka inceleyin. Temel mutfak eğitimleri, Pasta ve Ekmekcilik stüdyosu, ürün geliştirme mutfağı, mahzeni, bar ve barista stüdyosu ve konferans salonlarıyla sizin de ilginizi çekecek bir eğitim burada mutlaka vardır ;)



19 Ekim 2015 Pazartesi

FOOD ART-1

Art is everywhere, also on the plate. I found soooo beautiful and unbelievable food photos few days ago and I decided to write a special post about it. All of them are amazing but I'm not sure if I can eat them, they are really art objects :)


*Sanırım artık blogda biraz değişiklik yapma zamanı geldi. Biliyorsunuz benim artık yeni bir com adresim var :) Bu adres daha çok stil, mekan ve seyahat konularında yazılarla dolu ama ben ilk göz ağrım olan blogspot adresimi de kapatmaya kıyamadım. O zaman burası benim gizli köşem olsun dedim. Bir nevi günlük gibi düşünün, sevdiğim şeyleri, yapmaktan hoşlandıklarımı ve tutkum olan yeme içmeyi buradan paylaşmaya devam ediyorum. Daha önce fotoğrafların %99,9 u bana aitken artık beğendiğim fotoğrafları da buradan paylaşmaya karar verdim. Yeme içme dedik, tutku dedik son dönemlerde bu sektörde inanılmaz ilerlemeler oldu. Foodart başlığı altında muhteşem şeyler ortaya çıkmaya başladı. İşte en beğendiklerim burada. O kadar çok varmış ki bu postun arkası da gelecek ;)


13 Ekim 2015 Salı

DİLEK AĞACI PROJESİ

“As a child in Japan, I used to go to a temple and write out a wish on a piece of thin
paper and tie it around the branch of a tree. Trees in temple courtyards were always
filled with people’s wish knots, which looked like white flowers blossoming from afar.”
told Yoko Ono. We have also a "Wish Tree" in Istanbul and this post is about a special project where all wishes came true ;)


Dilek Ağacı projesini daha önce duymuş muydunuz? Dilek Ağacı Capitol Alışveriş mağazasının tam 7 yıldır gerçekleştirdiği ve uluslararası ödül almış sosyal sorumluluk projesi. Çocukları musmutlu eden ve onların dileklerini gerçekleştirmek üzere kurulan proje bu sene Edirne'nin Meriç ve İpsala'daki köylerine destek oldu. Capitol Alışveriş Mağazasına kurulan Dilek Ağacı'na her sene çocukların dilekleri asılıyor ve ziyaretciler bu dileklerin gerçekleşmesi için yardımcı oluyor, yani proje tamamiyle bizlerin duyarlılığı ile çalışıyor. İmkansızlıklar nedeniyle hayallerini gerçekleştiremeyen çocukları mutlu eden Dilek Ağacı bugüne kadar tam 6000 çocuğu gülümsetmeyi başarmış. Veeee en güzeli 13-14 Ekim tarihlerinde Edirne köylerindeki çocuklar da dileklerine kavuşacaklar. Sürekli olumsuz haberler duyduğumuz bu günlerde güzel şeylerde oluyor ve insan bunları duydukca içine yine umut doluyor :) 

9 Ekim 2015 Cuma

HYATT REGENCY'DE GELATO WORKSHOPU

Last week I had the chance to taste the most delicious gelatos prepared by Grand Hyatt Regency's creative Italian Executive Chef, Fabio Brambilla. Fabio Brambilla showed us also how to prepare the best Gelatos. I can say only "You must try it" :)



Ünlü bir düşünürün dediği gibi "Without ice cream there would be darkness and chaos" yani bu sözün özeti dondurma mutluluktur, gülümsemedir, neşedir...güzel olan herşeydir ;) Geçtiğimiz günlerde Grand Hyatt Regency İstanbul'un düzenlediği çok renkli ve keyifli bir workshop'daydım. Gelato yapmayı öğrendim :D İtalyanlar dondurmaya Gelato diyorlar ve kendi dondurmalarını farklı bir yere konumlandırıyorlar. Gelato taze ve doğal malzemelerden yapılıyor, işte biz de workshopumuzda tam da bunu yaptık.Grand Hyatt'ın executive şefi Fabio Brambilla -ki ben kendisiyle daha önce de tanışıp yemeklerine hayran kalmıştım- (bkz.eski yazım) bize hem dondurma yapmanın inceliklerini öğretti hem de harika bir lezzet şöleni yaşattı. Gelato yapımının aslında sanıldığı kadar zor olmadığını ve evde de ufak bazı detaylara dikkat ederek harikalar yaratılabildiğini gördük. Hazır meyve püresi ve taze meyve ile yapılan gelatoların tat olarak ne kadar farklı olduğunu da deneme şansımız oldu ve dışarıda yediğimiz dondurmalara göre çok daha az kalori aldık. Şimdi ben sizlere dondurmaların ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışsam da o lezzeti anlatmam mümkün olmayacak, o nedenle sizleri fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum ama en güzeli de gidip bir deneyin diyorum ;)
Not: Bu arada sizlere ufak bir tüyo, eğer evde gelato yapacaksanız çilekli dondurmanızın daha canlı renkte gözükmesi için karışıma azıcık domates püresi katabilirsiniz. Domates püresi ayarında konulduğunda dondurmanın tadını değiştirmiyor ama renkte inanılmazbir fark oluşuyor.



2 Ekim 2015 Cuma

MY NEW BLOG

After a very long break I'm here again with happy news. I have a totally new website. It is about style and travel. I hope you will like my new blog and I'm very excited about your feedbacks... Check it out www.berrydewblog.com


*Bir süredir sesim soluğum çıkmıyor gibi gözüksede aslında blog ortamlarında vardım, sadece ufak bir değişiklikle.... Beni diğer sosyal ağlardan takip edenler çoktan duymuştur ama duymayanlar için: "Benim artık yepyeni bir blogum var" Yeni blogda biraz daha fazla beni yani Berry'yi görecek ve seyahatlerimi takip edebileceksiniz. Blogspot adresim aynen ingilizce-türkçe olarak devam edecek ve yine mekan, yemek, yaptıklarım, gördüklerim....kısaca içimden ne geçiyorsa onlar burada postlara dökülecek. Nasıl olacak ikisine de yetişebilecek miyim diye düşünürken fark ettim ki ben ilk göz ağrımı azıcık ihmal etmişim, ama nedeni uzaklarda olmamdan kaynaklı. Bir süredir Paris'deydim yine ama bir aylık bir aradan sonra tekrar döndüm, hem memlekte hem de bloğuma ;) İkinci bloğumu da bu blog kadar sevip okursanız beni çoooooook mutlu edersiniz ;) O zaman hemen göz atmak için tık tık....


11 Ağustos 2015 Salı

360 SUADA RESTAURANT

360 Suada is placed on the Galatasaray Island in the middle of the Bosphorus. It commands a 360 breathe taking view over the water. The menu is international and has also some modern Turkish touches. 360 offers a tropical island atmosphere 5 minutes away by boat from the busy life of the city.


*Yine yeniden 360 Suada. Gecen sene sanirim yine yaz aylariydi, sehirden uzaklasmak cok zor degil, mutluluk hemen yanibasinizda demistim. Bu sene de fikrim degismedi. Suada'nin bende hep ozel bir yeri olmustur. Belki kendimi Istanbul'daymisim gibi hissetmedigim icin, belki en guzel havuzlardan birine sahip oldugu icin, ya da belki de Istanbul'a karsidan bakabilmemi sagladigi icin bu minik adayi cok seviyorum. Nedeni neyse ben buradan hep keyif aliyorum, buna birde lezzetli bir yemek de eklendi mi daha ne olsun.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

THE RITZ CARLTON ISTANBUL - İFTAR YEMEĞİ


Atelier Real Food is Ritz Carlton's special restaurant. Fresh local seasonal ingredients, culinary excellence and traditional recipes are the key words for "Atelier Real Food". You can enjoy during ramadan in Ritz Carlton Istanbul a delicious lentil soup followed by a ‘meze’ plate, the exotic flavors of freshly lamb chops with oriental rice or for a lighter option and sea bass sautéed with purslane caper – lemon sauce. Yummy ;)



*Yaz geldi ve ben hiç ama hiiiç hazır değilim :S Sürekli yiyip içip yeni yeni lezzetleri keşfetmeye gidince ufaktan bir Michelin bebeği havasına girdiğimi dehşetle farkedip hemen spor salonuna koştum. Kendime yeni bir program çıkardım, hemen ağırlık çalışmaya başladım, çılgınlar gibi cardio yaptım ve "ohhh ne güzel bu kiloların hepsi gidecek" diye sevinirken bir telefon aldım. "Hadi yemeğe çıkıyoruz Ritz'e gideceğiz" "Aaaa şahane hemen geliyorum" dedim ve koşarak hazırlandım. Yani bu hikaye kısaca şunu gösteriyor ben hiçbir zaman incecik olamayacağım :S Rekor sürede hazırlanıp koşar adımlarla Ritz'e vardım ve keyifli bir manzaraya karşı yemeğimize başladık, bu arada BJK Stadının bitmesine az kalmış :)))



11 Temmuz 2015 Cumartesi

SHANGRI-LA BOSPHORUS İFTAR MENÜSÜ

Shangri-La Bosphorus a beautiful hotel located in the financial and entertainment district of Besiktas. Ist Too is Shangri-La's restaurant, that presents a memorable feast during Ramadan with tasteful Ottoman palace cuisine. Check the photos and see how tasteful Turkish food is...;)


*Beşiktaş iskelesinde hep bir telaş hep bir koşuşturma olur. Vapura yetişmeye çalışanlar, seri adımlarla gelen vapurdan inenler, sevdiklerini iskelede bekleyenler.... Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, Shangri-La'ya gittiğinizde gözünüz ister istemez dışarıdaki hareketliliğe takılıyor. İnsan sadece manzarayı değil hayatın da koşuşturmasını buradan keyifle izliyor ve dalıp gidiyor. Sanırım son dönemlerde hayatı biraz ağır çekim yaşamaya başladığım için böyle detaylar benim daha çok ilgimi çekmeye başladı. Neden mi? İşte bu apayrı bir hikaye ama söz yakında onu da anlatacağım ;)