11 Ağustos 2015 Salı

360 SUADA RESTAURANT

360 Suada is placed on the Galatasaray Island in the middle of the Bosphorus. It commands a 360 breathe taking view over the water. The menu is international and has also some modern Turkish touches. 360 offers a tropical island atmosphere 5 minutes away by boat from the busy life of the city.


*Yine yeniden 360 Suada. Gecen sene sanirim yine yaz aylariydi, sehirden uzaklasmak cok zor degil, mutluluk hemen yanibasinizda demistim. Bu sene de fikrim degismedi. Suada'nin bende hep ozel bir yeri olmustur. Belki kendimi Istanbul'daymisim gibi hissetmedigim icin, belki en guzel havuzlardan birine sahip oldugu icin, ya da belki de Istanbul'a karsidan bakabilmemi sagladigi icin bu minik adayi cok seviyorum. Nedeni neyse ben buradan hep keyif aliyorum, buna birde lezzetli bir yemek de eklendi mi daha ne olsun.






360da keyifli bir mini kokteyl workshopu ile basladik. Birbirinden renkli ve lezzetli kokteyllerimizi alip masaya gectigimizde ilk servisimiz kavunla sunulan peynirli dondurma oldu. Ben gecen sene soku atlattigim icin arkadaslarin merakla nasil tepki vereceklerini bekledim. Veee yanilmamisim saskinlik ve hayranlik cigliklari yukseldi masadan. Akabinde avakado ve misket limon ile hazirlanan karidesler ve kirazla lezzetlendirilen kinoa salatasi geldi. Ben zaten oldum olasi kinoayi severim ama sevmeyenler bile bu salatayi hapur hupur yedi ;) 









Armut, hindiba ve bacon ile hazirlanan kuskonmazlar-gorgonzola, tahin soslu kozde patlican, ton baligi tartar ve ahtapotlu kurufasulye bizleri sasirtmaya devam etti. Bize gore gecenin yildizi ahtapotlu kurufasulye oldu. Hem lezzetiyle hem de damaklarimizi sasirtmasiyla kendisi tam puani hak etti. Ana yemekte odullu bir lezzet bizleri bekliyordu. Zeytin agaci uzerinde sunulan dana kaburga. Dana eti cok ozel bir seremoni ile servis edilip kokusuyla bizleri mest etti -ben bile et yemedigim halde o zeytin kokusuna bittim- Susamli kaya levregini ben daha once de deneyip begenmistim ve ispanak kokuyle istridye mantar esliginde hazirlanan kirazli ordek de cok lezzetli bulundu.






Tatlilarda ise yine bir gecit toreni vardi. Chocolate orgasm, patlamis misirlariyla 360da benim en begendigim tatli olan creme brulee ve sevimli mi sevimli mini dondurmalar :) Iste benim neden Suada'yi bu kadar cok sevdigimi simdi anladiniz mi ;)







15 Temmuz 2015 Çarşamba

THE RITZ CARLTON ISTANBUL - İFTAR YEMEĞİ


Atelier Real Food is Ritz Carlton's special restaurant. Fresh local seasonal ingredients, culinary excellence and traditional recipes are the key words for "Atelier Real Food". You can enjoy during ramadan in Ritz Carlton Istanbul a delicious lentil soup followed by a ‘meze’ plate, the exotic flavors of freshly lamb chops with oriental rice or for a lighter option and sea bass sautéed with purslane caper – lemon sauce. Yummy ;)



*Yaz geldi ve ben hiç ama hiiiç hazır değilim :S Sürekli yiyip içip yeni yeni lezzetleri keşfetmeye gidince ufaktan bir Michelin bebeği havasına girdiğimi dehşetle farkedip hemen spor salonuna koştum. Kendime yeni bir program çıkardım, hemen ağırlık çalışmaya başladım, çılgınlar gibi cardio yaptım ve "ohhh ne güzel bu kiloların hepsi gidecek" diye sevinirken bir telefon aldım. "Hadi yemeğe çıkıyoruz Ritz'e gideceğiz" "Aaaa şahane hemen geliyorum" dedim ve koşarak hazırlandım. Yani bu hikaye kısaca şunu gösteriyor ben hiçbir zaman incecik olamayacağım :S Rekor sürede hazırlanıp koşar adımlarla Ritz'e vardım ve keyifli bir manzaraya karşı yemeğimize başladık, bu arada BJK Stadının bitmesine az kalmış :)))



11 Temmuz 2015 Cumartesi

SHANGRI-LA BOSPHORUS İFTAR MENÜSÜ

Shangri-La Bosphorus a beautiful hotel located in the financial and entertainment district of Besiktas. Ist Too is Shangri-La's restaurant, that presents a memorable feast during Ramadan with tasteful Ottoman palace cuisine. Check the photos and see how tasteful Turkish food is...;)


*Beşiktaş iskelesinde hep bir telaş hep bir koşuşturma olur. Vapura yetişmeye çalışanlar, seri adımlarla gelen vapurdan inenler, sevdiklerini iskelede bekleyenler.... Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, Shangri-La'ya gittiğinizde gözünüz ister istemez dışarıdaki hareketliliğe takılıyor. İnsan sadece manzarayı değil hayatın da koşuşturmasını buradan keyifle izliyor ve dalıp gidiyor. Sanırım son dönemlerde hayatı biraz ağır çekim yaşamaya başladığım için böyle detaylar benim daha çok ilgimi çekmeye başladı. Neden mi? İşte bu apayrı bir hikaye ama söz yakında onu da anlatacağım ;)


8 Temmuz 2015 Çarşamba

ST.REGIS BRASSERIE -2 (İFTAR MENÜSÜ)

*Hi guys this is a special post about the ramadan menu in St.Regis Brasserie. If you are interested in details please check my St.Regis Brasserie post here.


*Ramazan bitmek üzere ve ben daha iki iftar mekanını paylaşamadım, ciyaaak!!! Bir önceki yazıda uzun uzun Nişantaşı'nın yeni popüler mekanı olan St.Regis Brasserie'yi uzun uzun anlatmıştım. Sıcağı sıcağına gelen ikinci yazım Brasserie'nin iftar menüsü ile ilgili.

22 Haziran 2015 Pazartesi

ST.REGIS BRASSERIE

Do you know that Bloody Mary is first created in 1934 at the original St.Regis Hotel in New York? The Bloody Mary is an indelible part of the St. Regis experience. Today each St. Regis hotel presents its own interpretation of the original recipe. I believe I tried the whole menu at the Brasserie :S A French- and Turkish -inspired menu. Crafted by Chef Gürcan Gülmez, it introduces creative interpretations of authentic recipes prepared with the freshest ingredients.


*Birkaç yıl önce NY'daki kuzenimi ziyaret etmiştim, kendisi NewYork'un en iyi otellerinden birinde çalışmaya başlamıştı. Bizi büyük bir sevinçle karşıladı, özlem giderdik, oteli gezdik ve birşeyler içip uzun uzun sohbet ettik. Çok özel bir oteldi burası, çatal bıçaklar gerçek gümüşden ve ünlü mağaza Tiffany'den geliyordu. İnanılmaz bir çay içmiştim, garson çok özenli bir seremoni ile çayı bize ikram edip öncesinde kokusunun iyi olup olmadığını şarap gibi kontrol etmişti. Otelin barı da ayrı bir özelmiş, Bloodymary bu barda bulunmuş. O gün kendimizi kraliyet ailesi gibi hissetmiştik. Geçenlerde öğrendim ki bu otelin İstanbul şubesi açılmış. Evet St.Regis'den bahsediyorum, artık Nişantaşı'nın en gözde mekanlarından biri olan St.Regis. Veeee bugünkü post St.Regis'in zemin katında hemen cadde üzerinde bulunan St.Regis Brasserie ile ilgili. Baştan uyarayım çok lezzetli bir yazı okuyacaksınız ;)


15 Haziran 2015 Pazartesi

UNION 22

Union 22 is a lovely restaurant where you can eat during the day and it is a great party place at night. I had the chance to try their new breakfast menu. Is it not yummy looking? ;)


*Nişantaşı'nda son günlerde bir hareketlenme var. Yepyeni mekanlar birkaç aydır ardarda açılıyor. Bunlardan en popülerlerinden biri de Union 22. Kahvaltı, öğle yemeği, lezzetli kahveler, akşam yemekleri, rengarenk kokteyller ve bol bol sohbet var burada. Geçtiğimiz günlerde Union 22'nin iştah açıcı kahvaltı menüsü ile tanıştık. Her zevke hitap eden birbirinden farklı kahvaltı seçeneklerinden istediğinizi seçebilirsiniz. İster formunuza dikkat edin, isterseniz amaaaan can boğazdan gelir diye düşünün Union 22'de mutlaka kendinize göre birşeyler bulabilirsiniz. Nişantaşı sakinleri Union 22'yi çoktan bağırlarına basmış, ben ne zaman oradan geçsem içerisi kalabalık. Kahvaltı keyfinize "At Origin Coffee"nin birbirinden lezzetli kahveleriyle de keyif katabilirsiniz. Biz Union 22'yi çok sevdik ve Blogger partimizi de burada verdik ama onun detayları da artık bir başka postta ;) 

7 Haziran 2015 Pazar

♥MERHABA♥

Hi :) I couldn't write for a long time but I'm here again. My life was a little bit complicated and I had no energy and willingness to write something. I feel now better and everything is more clear now. Be ready for some changes and surprises ;) I realized how I missed my blog
P.S. "Merhaba" means in turkish "Hello" ;)



*Uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :) Ben bir süredir yazamıyorum ama sanmayın ki bu tembellikten, sadece hayat şu sıralar biraz karışık ve nedense bir süredir içimden bir şey de yazmak gelmedi. Ama gri kafa karıştıran günler artık geride kaldı ve ben yine renklerime kavuştum. Bu neredeyse bir aylık sürede neler mi yaptım? Gezmeye ve tadımlara devam ettim, bir ara ucuz atlatılmış bir kaza geçirdim ama endişeye gerek yok artık çok iyiyim, İzmir'e gittim ve enerji ile doldum ve de en önemlisi hayatımla ilgili önemli kararlar aldım ya da almaya devam ediyorum demek daha doğru olur çünkü hala netleştirmem gereken bazı detaylar var. Yakında bunların neler olduğunu anlatacağım ama bazı ufak süprizler ve değişikliklere de hazır olun ;) O zaman hiç vakit kaybetmeden biriken onlarca postumun bombardımanına başlıyorum ve tekrar kocaman bir MERHABA


17 Mayıs 2015 Pazar

SAFFET EMRE TONGUÇ İLE ERGUVAN TURU


Saffet Emre Tonguç is a professional Turkish tour guide who's bosphorus tours are very famous. Especially his Judas Tree (called in Turkish "Erguvan") tour. Judas Tree is a common name for a flowering tree from which Judas Iscariot is reputed to have hanged himself. I didn't like the story but the flowers are beautiful. I enjoyed the Judas Trees with the view of Istanbul and Bosphorus ;)



*İstanbul'un en güzel zamanıdır bahar. Denizin mavisine martılar karışır, güneş bir başka parlar ve en güzel çiçek kokuları etrafa yayılır. Bahar gelince İstanbul'un tadını çıkartmak daha bir keyifli olur. Bir İzmir'li olarak yıllardır İstanbul'da yaşıyorum ve hemen hemen her yerini gezdim gördüm. İstanbul'u artık öğrendim diye düşünürken Saffet Emre Tonguç'un turundan sonra tekrar bir aydınlandım :) Evet meşhur Erguvan turundan bahsediyorum. Boğaz'ın püfür püfür esintisi eşliğinde (bizimkisi gerçi fırtınadan hallice ve azıcık dondurucuydu :P hatta bir ara yağmur bile yağdı ama sonra özlediğimiz güneş de açtı) erguvanlarla süslü manzaranın keyfini sürerek can kulağı ile Saffet Emre'yi dinledik. Boğazdaki yalıların tarihcelerinden tutun mimarisine hatta son dedikodulara kadar herşeyi öğrendik :))) Şaka bir yana önünden geçip hiç farkına varmadığım ne saklı güzellikler varmış. Pembe karakollardan tutun da, çok eski kiliselere; isimlerini hep yanlış bildiğimiz camilerden dünyanın en pahalı evlerine kadar kocaman bir yelpaze varmış hayatımızda ama maalesef hiç fark etmemişiz, en kötüsü de değerlerini bilememişiz. Saffet Emre Tonguç neredeyse her yalının hikayesini tek tek anlattı, İstanbul'un değişen silüetine değindi ve görülmesi gereken tüm güzelliklere dikkat çekti. Ben ne kadar anlatmaya kalksam da bir Saffet Emre Tonguç gibi olamam, hele ki o erguvanların güzelliğini tasfir bile edemem. Bu nedenle siz en iyisi elinizi çabuk tutun ve erguvan vakti geçmeden bu tura katılın ;)

Not: 2 Haziran'da Saffet Emre Tonguç'un dolunay turu da var. Aynı keyfi ay ışığında yaşamak isteyenlere duyurulur, gerçi yer kaldı mı bilmiyoruuuum :)
Bu güzel deneyim için önce Gezenayaklar'a ve sonra da Saffet Emre Tonguç'a çok ama çoook teşekkürler :)
Gurulugy, Cem Karakuş, Tadında Seyahat, Styleboom ve bir minik Berry :)))

7 Mayıs 2015 Perşembe

MATRUŞKA

Soviet cuisine was formed by the integration of the various national cuisines of the Soviet Union. I never tried before Soviet cuisine but I found a very cute place in Istanbul with many many delicious tastes. It is called Matryoshka: Russian doll, refers to set of wooden dolls of decreasing size placed one inside the other. I can say Matryoshka was a very interesting experience and also very tasteful ;)


*Birçok ülke gezdim birçok yer gördüm ama nedense çok yakınımda olan Rusya'yı hep atlamışım. Madem hiç gidip görmedim o zaman gidip yiyeyim dedim ve İstanbul'daki en iyi Sovyetler Birliği mutfağı temsilcilerinden biri olan Matruşka'da soluğu aldım. Neden Rus mutfağı değil de Sovyetler Birliği mutfağı, çünkü Matruşka sadece Rus yemekleri ile sınırlı değil eski Sovyetler Birliği ülkelerinin en güzel lezzetlerini burada bulabiliyorsunuz. Biz hızlı bir giriş yaparak Orta Asya'dan Kafkaslara kadar geniş bir çoğrafyaya yayılmış olan birbirinden lezzetli yemekleri hemen denemeye koyulduk.


2 Mayıs 2015 Cumartesi

SENİN MACERAN

Sorry this post is only for Turkish readers. It is a game which can only be played in Istanbul.


*Çok gizli bir göreve hazır mısınız? Sadece 60 dakikanız var ve tüm ipuçlarını takip edip evde gizlenmiş olan bombayı bulmanız ve imha etmeniz gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde sevgili Handeledim'in önderdiğinde Gezenayaklar, Gurulogy ve ben ajan olduk. Biliyorsunuz İstanbul'da bir oyun çılgınlığı yaşanıyor ama "Senin Maceran" bu oyunlardan biraz farklı, gerçek zamanlı bir ajan oyunu. Koordinasyon, mantık, görsel hafıza ve dikkat oyunlarını içinde barındıran "Senin Maceran" iki farklı seviyeden oluşuyor. İlk seviye 60 dakika sürüyor ve bir ofisin içinde geçiyor, ikinci seviye ise 90 dakika ve hem açık hem de kapalı alanda geçiyor. Biz ilk seviyeyi oynadık ve alnımızın akıyla bombayı imha ettik. Maalesef heyecanı bozmamak için oyunla ilgili detayları veremiyorum ama şunu söyleyebilirim ki biz çok eğlendik. Sizlere de ufak bir süpriz hazırladık. Pazartesi günü ajan olmaya var mısınız? En iyi ajanlar ekipleri ile birlikte "Senin Maceran" oyununun ilk seviyesini oynamaya hak kazanacak. O zaman 4 Mayıs'da Instagram hesaplarımızı takip edin ve siz de kendi maceranızı yaşayın. Bu ekran kendini beş saniye içinde imha edecektir..... :P 


27 Nisan 2015 Pazartesi

PALİVOR ÇİFTLİĞİ

Who like Farm-fresh food? Palivor Farm is located in Kırklareli.The farm, first founded around 300 years ago, was revitalized under its current management in 2011 with the intention of producing high-quality, natural products without harming the local environment. All Palivor products are from the grounds of Palivor itself and you can find them in the small restaurant and cafe in Bebek.


*Son dönemde farkettim ki ben eski kahvaltıları çok özlemişim. Bir İzmir'li olarak çocukluğumdan beri bol zeytinyağlı, bol otlu baharatlı, meze kıvamında, anne eli değmiş lezzette kahvaltılar ederdik. Peynirler küp küp kesilir ya zeytinyağı dökülür ya da yoğurt ile karıştırılır ama mutlaka kırmızı biber veya kekik ile tatlandırılırdı. Kütür kütür biberler yerdik biz, mis kokulu domatesler, çıtır çıtır gevrekler ve en tazesinden boyozlar. Ayyy anlatırken bile canım çekti :S İşte böyle muhteşem kahvaltılar ederken artık çok şey değişti hayatımızda. Kalite ve tazelik dibe düştü, lezzetli bir peyniri zeytini arar olduk. Artık doğal kahvaltılık malzeme bulsam sevinçle hemen üzerine atlıyorum :)

2 Nisan 2015 Perşembe

THE BEST PARIS PATISSERIE'S ;)

Haute couture and designer boutiques or colorful macarons and yummy croissants? My answer is: "All of them :P" Forget clothes because some of the sexiest shops in Paris are the patisseries. Here are some of the best Paris patisseries and also delicious photos ;)


*Mekanist'in sayfasına artık ulaşılamadığı için daha önce yayınlanan Paris patisserie dosyamın tamamını buradan paylaşıyorum. Diyette olanlar gözlerini kapasın :P